25 Kasım ve İstanbul Sözleşmesi’ne dair Bilgi Notu

Post image for 25 Kasım ve İstanbul Sözleşmesi’ne dair Bilgi Notu

İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi şimdiye kadar bu konuda kaleme alınmış en kapsamlı metindir. 2014’te yürürlüğe giren sözleşme 4 temel ilke üzerine kuruludur;

  • Kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi,
  • Şiddete maruz bırakılan mağdurların korunması,
  • Suçluların takip edilmesi ve etkin soruşturma yürütülerek cezalandırılmaları,
  • Kadınlara karşı şiddetle bütüncül, etkili bir mücadelenin yürütülmesidir.

Sözleşmenin amacı 1. madde ile düzenlenmiştir;

  • Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmaktır.

Sözleşmede yer alan tanımlar, 4. madde ile açıklanmıştır;

  • Kadına yönelik şiddet; kadınlara karşı bir insan hakları ihlali ve ayrımcılık olarak tanımlanır. Hem özel hem de kamusal alanda meydana gelen şiddeti kapsar. Sadece şiddet eylemlerini değil, tehdidi de içerir. Fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddetin yanı sıra ekonomik şiddet de bu tanımda yer alır.
  • Aile içi şiddet; eylemi gerçekleştiren, mağdurla aynı ikametgahı paylaşmakta olsun ya da olmasın, aile içinde veya birlikte yaşayan bireyler arasında meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddet eylemleri olarak tanımlanmıştır.
  • Toplumsal cinsiyet tanımı ilk kez İstanbul Sözleşmesi ile bağlayıcı nitelikte bir sözleşme metnine girmiştir.

Sözleşmede yer alan haliyle toplumsal cinsiyet; herhangi bir toplumun, kadınlar ve erkekler için uygun olduğunu düşündüğü sosyal anlamda oluşturulmuş roller, davranışlar, faaliyetler ve özellikler olarak tanımlanmıştır.

Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet tanımının önemi, söz konusu şiddetin tarihsel olarak kadınlığa ve erkekliğe yüklenen farklı ve eşitsiz rollerle, anlamlarla ilişkisine dikkat çekilmiş olmasıdır. Bu bağlamda kadınlık ve erkeklikle ilgili toplumsal, kültürel, dinsel, geleneksel vb. kaynaklardan beslenerek yeniden üretilen kalıp rollerle, değerler sistemiyle mücadele gereğine vurgu yapılır.

Sözleşmede şiddet türleri ayrıntılı olarak sıralanmıştır ve bu terimlerle neyin kastedildiği açıklanmıştır.

Kadına yönelik şiddet ile cinsiyet ayrımcılığı arasında bağ kuran sözleşme, cinsiyete dayalı doğrudan ve dolaylı ayrımcılığı yasaklar, hem hukuki hem de fiili eşitliği öngörür.

Sözleşmenin ayrımcılık yasağı ile ilgili maddesi (madde 4/3), şiddete maruz bırakılan farklı gruplar arasında taraf devletlerin ayrım yapmasını yasaklar.

Taraf devletler sözleşmenin; cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi görüş, ulusal veya sosyal köken, mülk, doğum, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statüye dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir.

Ayrıca taraf devletlerin, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin yükümlülüklerinin kapsamı sadece olağan dönemlerle sınırlı tutulmamış, devletlerin bu yükümlülüklerini silahlı çatışma süreçlerinde de yerine getirecekleri belirtilmiştir.

Sözleşmeye göre Devletin Yükümlülükleri şunlardır;

  • Farkındalık yaratmaya yönelik yükümlülükler,
  • Kadınların güçlendirilmesine yönelik yükümlülükler,
  • Kapsamlı, kurumlar arası eş güdümlü ve bütüncül politikalar izlemeye ilişkin yükümlülükler,
  • Şiddetle mücadele için gereken insan ve ekonomik kaynağı sağlama yükümlülüğü,
  • STK’ları ve erkekleri mücadeleye katma yükümlülüğü,
  • Özel sektör ve medya ile iş birliği yapma yükümlülüğü,
  • Kadına yönelik şiddeti ve ev içi şiddeti önleme doğrultusunda araştırmalar gerçekleştirme, veri oluşturma ve ulaşılan verileri paylaşma yükümlülüğü
  • Kamu kuruluşları arasında koordinasyonu, eşgüdümü sağlamak üzere koordinasyon birimi oluşturma yükümlülüğü
  • Azami dikkat ve özen gösterme yükümlülüğü

Türkiye, Sözleşme’yi onaylayarak hem ona iç hukukta kanun statüsü vermiştir, hem de mevcut yasalarla uyuşmazlık durumunda sözleşme hükümlerinin bağlayıcı olacağını kabul etmiştir. Sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesine yönelik olarak da 2012 yılında Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine ilişkin 6284 sayılı yasa çıkartılmıştır.

6284 sayılı yasa, İstanbul Sözleşmesi’nde yer alan hükümlerin gereklerini yerine getirmeye hizmet edecek şekilde düzenlenmiştir. Yasa, şiddeti önleme ve izleme merkezlerinin kurulmasını öngörmüş, bu doğrultuda ŞÖNİM’ler kurulmuştur.

İzleme ve Denetim;
Sözleşme, devletlerin yükümlülüklerini izlemek ve denetlemek için bağımsız uzmanlar grubunu ön görmüştür.

Bağımsız uzmanlar grubu olan GREVIO, devletlerin yükümlülüklerini izlemek ve denetlemekle yükümlüdür. 2018 GREVIO raporu için tıklayın.

Sözleşmenin izleme organı olan GREVIO’nun 2018 raporundan;

  • GREVIO, Türk yetkilileri, aşağıdaki hususlarda güçlü şekilde teşvik eder:
    • Kadınların karşılaştıkları eşitsizlikleri ele alarak kırsalda yaşayan kadınlar, Kürt kadınlar, engelli kadınlar ve lezbiyen kadınlar dahil kesişimsel ayrımcılığa maruz kalan veya kalabilecek kadınları etkileyen şiddetin önlenmesi ve şiddetle mücadeleye dönük çabaların desteklenmesi, (…)
    • “22. Türkiye’de lezbiyen, biseksüel ve trans kadınlar yüksek düzeyde önyargı ve ayrımcılıkla karşılaşmakta, bu da onları zorla evlendirme ve ‘düzeltici tecavüz’ dahil çeşitli şiddet türlerine karşı kırılgan hale getirmektedir. Mağdurlar, destek hizmetleri ve konukevlerine erişimde de ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadır. GREVIO’ya genel politikalarda LGBTİ bireylere karşı hoşgörüsüzlük ile mücadele veya özellikle kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet ile mücadeleyi hedefleyen politikalarda bu konuları ele almak üzere yetkili makamlarca alınan tedbirler hakkında az bilgi ulaşmıştır.”

Cinsiyet kimliğimiz ya da cinsel yönelimimiz sebebiyle ayrımcılığa maruz bırakılırken, açıkça ayrımcılık yasağının görmezden gelinmesiyle hedef gösterilmemiz kabul edilemez.

TEMEL HAKLARIMIZDAN ve İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz.

Tekrarlıyoruz:

#İnsanhaklarımüzakereedilemez

#25kasım

#25kasımkadınaşiddetehayır

#İstanbulSözleşmesindenVazgeçmiyoruz

Previous post:

Next post: