Bugün Dünya Mülteciler Günü!

Basına ve Kamuoyuna,

Bugün 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü.

Hayati tehlike, işkence, savaş, ekonomik sıkıntılar gibi durumlar ya da toplumsal cinsiyeti, cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliği nedeniyle ülkelerini terk eden, etmek zorunda kalan insanları hatırlamamız ve mücadele etmemiz gereken her günden sadece biri aslında.

Suriye savaşı ile birlikte büyük şehirlerin göbeğine kadar gelen mültecilerle birlikte gerçek su yüzüne çıktı ancak gerçek yıllardan beri suyun altında ya da üstünde ama her daim oradaydı.

Bu gerçeklerden biri Türkiye’nin 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesine koyduğu şerh ile sadece “batı”dan gelenleri mülteci kabul etmesi, “doğu”dan gelenler için ise sadece bir geçiş ülkesi olması. 2014 yılında hala varlığını koruyan bu şerh, üçüncü bir ülkeye gitmek için bekleyen yüzbinlerce mülteci için Türkiye’de yıllar süren bir Araf anlamına geliyor. Üstelik geçen sene Avrupa Birliği ile imzalanan “Vize Muafiyeti ve Geri Kabul Anlaşması” ile mültecilerin hayat hakkı Türkiye vatandaşı insanların seyahat hakkı için pazarlık malzemesi yapıldı.

Bir başka gerçek ise bugün Türkiye’de sayıları artan mültecilerin sağlık, çalışma, eğitim gibi haklarından faydalanamaması, cinsel ve fiziksel sömürü ve istismara her boyutuyla maruz kalmaları.

Bütün bu zorlukların içerisinde LGBTİ mülteciler cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle çifte zorluk yaşıyor. Çünkü ülkelerinden getirdikleri sadece fiziksel varlıkları değil aynı zamanda LGBTİ olmanın dayanılmaz ağırlığı. Türkiye yetkilileri tarafından muhafazakâr uydu kentlere gönderilerek yaşam alanları baştan daraltılan LGBTİ mülteciler, tüm mültecilerin karşılaştığı, yaşadıkları kentlerdeki yerel halktan ayrımcılığa maruz kalmanın yanı sıra kendi topluluklarından da benzer bir dışlamayı görerek bir nevi sosyal ölüme maruz kalıyor. LGBTİ olduğu için ayrımcılığa ve şiddete maruz kalan ve hatta idam cezası alan mülteciler kendi topraklarından ayrılarak geldikleri Türkiye’de de yaşam mücadelesi veriyor. LGBTİ oldukları için ucuz işçi olarak çalıştırılıyor, tacize maruz kalıyor ve özellikle trans bireyler oturdukları evin kirasını ödeyebilmek için güvenli olmayan yerlerde seks işçiliği yapmak zorunda kalıyor. Sosyal haklara erişimleri ise çoğu zaman hem mülteci hem de LGBTİ olmalarından dolayı iki kat zorlaşıyor. Maruz kaldıkları nefret söylemi ve nefret suçları ise neredeyse hayatlarının rutin bir parçası olmuş durumda.

Elbette söylenecek çok söz, edilecek çok laf var. Ancak Lambdaistanbul olarak 20 Haziran Dünya Mülteciler gününü mültecilerin hak mücadelesini kendi mücadelemizin bir parçası kılma çağrısı olarak anmayı ve yine ve yeniden şunu hatırlatmayı istiyoruz;

“Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”

 

Lambdaistanbul LGBTİ Dayanışma Derneği

 

Previous post:

Next post: