Ötekileştirilen eşcinsel ve biseksüeller

Yener Bayram, Radikal 2, 10.06.2006

Kaynak


Eşcinsel ve biseksüellerin sorunlarına heteroseksist bir bakış açısıyla yaklaşmak, kaş yapayım derken göz çıkarmaktır


Toplum, çoğunluktan farklı olanı, hâkim değerlerle uyuşmayanı ya yok etmeye ya da çoğunluğa benzetmeye çalışır. Nazi Almanyası bu anlayışın en uç örneklerinden biri… Hitler, Auschwitz’e Yahudileri, eşcinsel erkekleri, Çingeneleri, politik muhalifleri gönderir. Seks işçiliği yapan kadınları ve sakatları ise doğrudan yok etmeye çalışır. Tabii bu anlayış Hitler’in Almanyası ile beraber tarihe gömülmedi. Günümüzde hâlâ çeşitli gruplar yaşadıkları toplumlarca dışlanmaya ya da yok edilmeye devam ediliyor. Lambdaistanbul’un geçtiğimiz ay sonuçlarını kamuoyuyla paylaştığı anket çalışması, ötekileştirilen ve bu anlamda toplumsal baskıyı enselerinde hisseden gruplardan biri olan eşcinsel ve biseksüellerin sorunlarını irdeliyor. Bu çalışma bize bu alanda düşünme, fikir üretme ve tartışma ortamını sağlıyor.


Heteroseksist bakış
Azınlık (niceliksel olarak değil, niteliksel ve muhalif anlayış olarak kullanıyorum) gruplar hakkında araştırma yapmak daha yoğun bir özen gösterilmesini gerektirir. Çünkü kolaylıkla egemen olan anlayışın gözlüklerinden azınlık gruba bakma tehlikesine düşülebilir. Dolayısıyla konu cinsel yönelimler olunca heteroseksist bir bakış açısıyla eşcinsel ve biseksüellerin sorunlarına yaklaşmak, kaş yapayım derken göz çıkarmaktır. Bu alanda daha önce yapılan bazı araştırmaların bu tehlikeye düştüklerini görürüz. Örneğin 1986’da yayınlanan ‘Eşcinsellik’ kitabının arkasında bir grup gey, biseksüel, travesti ve transseksüelle yapılan bir anket çalışmasına yer verilir. Kitabın yazarı Arslan Yüzgün, her ne kadar kitabında yer verdiği bu anket ile dönemin sorunlarını ele almak istese de eşcinsellerin makyaj düşkünlüğü, moda tutkusu, meslekleri dışında bir sanatla uğraşıp uğraşmadıkları yönündeki sorularıyla, eşcinseller hakkındaki kalıp yargıları yeniden üretir. Bu tıpkı “Eşcinseller yalancıdır”, “Eşcinseller seksten başka şey düşünmezler” gibi önyargılarda olduğu gibi, toplumun çoğunluğuna benzemeyen, hâkim değerlerine uymayan gruplar hakkında genelleme yaparak onları ötekileştirmektir.

Kadınlara ulaşmak zor
Lambdaistanbul’un gerçekleştirdiği “Eşcinsel ve Biseksüellerin Sorunları” başlıklı anket çalışmasında en dikkat edilen konulardan biri de hakkında araştırma yapılan grubu ötekileştirmemekti. Eşcinsel ve biseksüellere heteroseksist bir merakla bakmak yerine, heteroseksist önyargılardan eşcinsel ve biseksüellere yönelik her alanda ortaya çıkan ayrımcılıktan ötürü bu grubun yaşadığı sorunları teşhir etmek çalışmanın çıkış noktasıydı.
“Eşcinsel ve Biseksüellerin Sorunları” kapsamında 393 kişiyle görüşüldü. Bu 393 kişinin yüzde 38’i kadın, yüzde 62’si ise erkek… Özellikle kadınlara ulaşmak, erkeklere ulaşmaktan daha güç oldu. Bunun temel sebebi erkek egemen sistemde kadınların sosyalleşme alanlarına girememeleri, yani kadın görünmezliği… Bir gey ya da biseksüel erkek, bir eşcinsel ya da biseksüel kadına oranla daha rahat evden çıkabiliyor, sosyalleşme alanlarına girebiliyor, arkadaş edinebiliyor, Lambdaistanbul’dan ve böyle bir anket çalışmasından haberdar olabiliyor. Oysa aynı olanaklar kadınlar için geçerli değil. Özellikle kadınlarda olmak üzere, erkeklerde de anketin sonuçlarını etkileyip etkilemeyeceğini bilmediğimiz bir sessiz çoğunluk söz konusu…
Anket kapsamında görüşülen bu 393 kişinin verileri toplumun eşcinsel ve biseksüellere yönelik ayrımcı ve dışlayıcı tavrı hakkında bize fikir veriyor. Bazı önemli veriler ise şöyle:
– Görüşülen 393 kişinin, yüzde 75’i, çevrelerindeki insanlara eşcinsel ya da biseksüel olduklarını söylediklerinde “Hiç onlara benzemiyorsun” tepkisini almış. Aslında bu sonuç medya ya da popüler kültürün oluşturduğu yanlış imgelere de işaret ediyor. Eşcinseller şöyle olur, böyle yürür, öyle konuşur gibi kalıp yargılar ve bu yargıları yeniden ve yeniden üreten uyaranlarla çevrili olduğumuzu biraz daha iyi görebilir hale geliyoruz, anket sonuçlarına bakarken.

Şiddet
– Eşcinsel ve biseksüel bireyler cinsel yönelimleri sebebiyle şiddete maruz kalabiliyor. Fiziksel şiddete maruz kalma oranı yüzde 23, sözlü şiddete maruz kalma oranı ise yüzde 50. Bireylerin cinsel yönelimleri sebebi ile bu derece zarar görebileceğini, dahası gördüğünü bugüne kadar düşünmemiş, görmemiş ve duymamış olanlarımız için oldukça ezber bozucu bu açıdan, bu çalışma.
– Ankete katılan 393 kişinin yüzde 51’i geçmişte doğru bilgiye ulaşamadığı için cinsel yönelimiyle ilgili olumsuz duygulara kapılmış. Yüzde 58’lik bir oran ise geçmişte ya da hâlâ eşcinsel ya da biseksüel olduğu için yalnız kalmaktan korkmuş ya da korkuyor.
Eşcinseller ve biseksüellerin birçoğu psikolog ya da psikiyatra gitmeleri yönünde “öneri” alırken, bazen aileler ya da yakın çevre zorla psikologa ya da psikiyatra götürebiliyor. (Azımsanamayacak bir oran, yüzde 33.) Ancak bu sefer de psikolog ve/veya psikiyatra götürülen eşcinsel ya da biseksüel bireyler, psikologlarca heteroseksüel olmaya zorlanabiliyor. (Bu oran, yüzde 29.) Kimi psikologlar bunu yaparken erkek hastalarına (!) vajina resimleri göstermekten, hastalık kapma ya da hayatları boyunca yalnız kalma korkusu aşılamaya kadar çeşitli bilimsel yöntemler (!) uyguluyor. Oysa bireyin cinsel yönelimini değiştirmek söz konusu değildir. Kaldı ki psikiyatride geçerli olan temel metinlerden biri olan Amerikan Psikiyatri Birliği’nin ‘Tanı ve İstatistik Rehberi’, eşcinselliği ve biseksüelliği 30 yıldır bir bozukluk ya da hastalık olarak tanımlamıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün Uluslararası Hastalıklar Sınıflandırması içinde de yer almıyor eşcinsellik ya da biseksüellik. Yani eşcinselliği ya da biseksüelliği “hastalık” olarak nitelendirip iyileştirmeye çalışan her psikolog/psikiyatr tamamen çağ ve bilim dışı davranmış, ayrıca suç işlemiş oluyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri ise Dünya Sağlık Örgütü’nün tersine eşcinselliği “ileri derecede psiko-seksüel bozukluk” olarak tanımlayıp eşcinsel olduğunu söyleyen kişilere çürük raporu veriyor. Rapor alma sürecindeki eşcinsellerin yüzde 62’sinden anal muayene, yüzde 29’undan ise cinsel ilişki sırasında fotoğraf çektirmeleri isteniyor.
Bu anket çalışması cinsel yönelim ayrımcılığının boyutları hakkında önemli veriler sunuyor. Sadece eşcinsel ve biseksüellere yönelik ayrımcılık değil, tüm dışlanan gruplara yönelik ayrımcılığın bu tarz çalışmalarla belgelenmesi hayati değer taşıyor. Bu veriler sayesinde ayrımcılığın önlenmesi adına neler yapabileceğimizi konuşmak, bu konuda fikir üretmek hepimiz için kolaylaşıyor.


YENER BAYRAM: Lambdaistanbul, Eşcinsel Sivil Toplum Girişimi gönüllüsü
“Eşcinsel ve Biseksüellerin Sorunları” çalışmasının verileri Lambdaistanbul’un hazırladığı ‘Ne Yanlış Ne de Yalnızız’ başlıklı kitapta bir araya getirildi.

Otomatik Uyarı: Haber kaynaklarından alarak web sitemizde yayınladığımız haberler arşiv amaçlıdır. Haber metinlerini yayınlıyor olmamız, Lambdaistanbul'un yayınlanan tüm metinleri desteklediği anlamına gelmez.

Previous post:

Next post: