Taraf Gazetesi sütunlarında ‘nefret suçu’ işlendi…

Ayşe Günaysu, Sesonline, 03.08.2010

3 Ağustos 2010 tarihli Taraf gazetesinin ‘Her Taraf’ başlıklı 16 sayfasında yayınlanan Murat Kapkıner’in “Eşcinsellik günahtan daha fazla bir şeydir” başlıklı yazısı ile nefret suçu işlenmiş, Taraf gazetesi bu yazıyı yayınlayarak bu suça iştirak etmiştir.

Yazıda, Hilal Kaplan’ın eşcinselliğin hastalık olmadığı, olsa olsa günah olabileceği tezine cevap veriliyor. Eşcinselliğin fıtri, insana ait bir şey olmadığı, bu yüzden günah kategorisinde ele alınamayacağını söylüyor.

“Yaradılışı bozulmamış hiçbir mümin”in, “hiçbir insanın”, eşcinselliği anlamayacağını, bilmeyeceğini anlatıyor.

“Eğer eşcinselliğe salt ‘günah’ derseniz, zinakâr [zina yapan/zinaya meyilli] ama sağlıklı insana hakaret etmiş olursunuz, aynı kefeye koymakla” diyor.

Şöyle devam ediyor: “Eşcinselliğe günah derseniz afife kadın [iffetli] ve afif erkekleri aşağılamış olur, onların da potansiyel birer eşcinsel olduklarını söylemiş olursunuz.”

Bir alıntı daha: “Sağlıklı insanların ilk kez tren gören ineğin trene baktığı gibi baktığı, bu gayrı fıtri [doğaya aykırı], gayrı tabii olay günah değil (şimdilik) en genel kategori ile hastalıktır.”

Taraf gazetesinin sütunlarında yer verdiği bu yazı trans cinayetlerini teşvik ediyor, cesaretlendiriyor, meşrulaştırıyor.

Aynı gazetenin bir yazarı, Hıdır Geviş, 23 Kasım 2008 tarihli gazetede, “Nefret suçlarına ilişkin yasaya ülkenin çok ihtiyacı var” başlıklı yazısında, Başbakan’ı “ya sev ya terk et” dilini kullanarak nefret suçu işlediğini yazıyor ve nefret suçlarını şöyle tanımlıyordu:

“O halde nefret suçları nedir ne değildir biraz kurcalayalım. Nefret Suçları Yasası’nın temel mantığı şu; Amerikan toplumu çeşitlilik gösteren bir yapı. Bu yapının içinde etnik azınlıklar (siyahlar, Asyalılar, vs.) dinsel azınlıklar var (Yahudiler, Müslümanlar vs.) siyasal azınlıklar (sosyalistler, yeşiller) cinsel azınlıklar (gayler, lezbiyenler, travestiler vs.) ve bedensel yapı olarak azınlıkta olanlar (sakatlar, körler, şişmanlar, kısa boylular, sivilceliler vs.) var. Bunun yanı sıra azınlık olmayıp da ayrımcılığa uğrayan kesimler var: kadınlar… İşte bu yasa, toplumdaki azınlıkları, çoğunluğun her türlü baskısından korumayı hedef alarak, ırkçılığın da önüne geçmeye çalışıyor. Bu arada koruma işlemi sadece fiziki şiddet saldırılarını değil, psikolojik taciz ve cinsel taciz saldırılarını da kapsıyor.”

Bu ülkede nefret suçu diye bir suç yok. Savcıların kitabında böyle bir suç yazmaz. Bu suç için başvurulacak bir merci yoktur. Adalet duygusu olan insanların yüreklerinden başka.

Demokratikleşmenin, sivilleşmenin önemli öncülerinden biri kabul edilen bir gazetenin böyle bir yazıyı yayınladığı ülkede hepimiz tehdit altındayız, hepimiz kurban adayıyız. Ve bu ülkede mücadele etmekten, mücadele edenlerle el ele vermekten, sesimiz kısılıncaya kadar bağırmaktan başka ufukta hiçbir umut yok…

Otomatik Uyarı: Haber kaynaklarından alarak web sitemizde yayınladığımız haberler arşiv amaçlıdır. Haber metinlerini yayınlıyor olmamız, Lambdaistanbul'un yayınlanan tüm metinleri desteklediği anlamına gelmez.

Previous post:

Next post: