Ben bir CD yim, Bende Varım

Kendi hikayeme başlamadan önce crossdress nedir? ne değildir ? kısaca açıklamak isterim.

Crossdresser (kısaca CD), karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimse. Kadın ise erkek kıyafetleri, erkek ise kadın kıyafetleri giyen kimsedir. Kavram, kıyafetlerin yanısıra, karşı cins ile özdeşleşmiş aksesuarları; saç, sakal, bıyık, kaş modellerini ve makyajı da kapsar. Crossdresser kimseler bunu cinsel yönelimlerinin bir sonucu olarak yapabilecekleri gibi; kimliklerini gizlemek, herhangi bir sanat gösterisinde yer almak ya da cinsel bir fetiş olarak da yapabilirler. (wikipedia)

LGBT bireyler gibi bizde toplum için ötekiyiz fakat crossdress daha az biliniyor ülkemizde yada karıştırılabiliyor. Yaşam Sahnesine çıkarken hep toplumun bize verdiği kalıplar, kurallar içinde giyinerek mi çıkmalıyız? Aslında her gün sahneye çıkıyoruz, bu sahnede ne giyeceğimize bizim yerimize birileri karar veriyor. Modacıların giyim trendleri konusunda minor ve major yönlendirmeleri olmasına rağmen “For Men” ve “For Women” şeklinde iki kesin ve katı kuralı olan sosyal dogma’mız var maalesef. Bu dogmaların dışına çıkınca toplumun önyargıları devreye giriyor ve “öteki” olarak etiketi yapıştırıyorlar hemen size. Halbuki hepimiz insanız, farklı değiliz. Ayrımcılık yapmadan birbirimizi insan olarak sevmeliyiz. Birbirimizi insan olarak sevmeyi öğrendiğimiz zaman toplumsal barış içinde kardeşçe yaşayabiliriz.

Herkes giymek istediğinde özgür olmalı, özgürce giyinebilmeli, bunu modacılar sayesinde başarabiliriz diye düşünüyorum. Bir düşünün 10 yıl önce kaç kadın tayt ile sokakda gezebilirdi, şimdi sanki sosyal üniforma oldu yada diz üstü çizme 20 yıl önce kaçınız sokakda diz üstü çizme ile gezebilirdiniz. O zamanlar tayt da vardı, uzun çizmede vardı, major modacılar belirliyor aslında ne giyeceğimizi. Ne giyemeyeceğimiz ile ilgili toplumun erkek bunu giymez, bunlar kadın kıyafeti gibi tabuları var. Kadınlar bunu giymez diye bir tabu kalmadı. Soruyorum size varmı ? Yıktılar hepsini, tebrik ediyorum. Kadınların giyemediği bir erkek objesi yada aksesuarı kalmadı. Çocuklukda başlıyor aslında bu tabular, bu kız kıyafeti, bu erkek kıyafeti değil, kızlar bunu giyer, erkekler bunu giyer gibi.

Eşitlikden yanayım, herkes özgürce istediğini giymelidir. Kadınlar ve erkekler eşitmidir? Eğer öyleyse bütün tabular yıkılmalıdır.

Maalesef doğduğumuzdan itibaren aileden veya dini inançlar ile beraber bize enjekte edilen dogmalar, önyargılar ve korkular var. Bunlardan kurtulmalıyız, özgür düşüncemize sahip olmalıyız. Ancak bu zaman barış içinde ve kardeşçe yaşayabiliriz. Barış içinde ve kardeşçe ayrımcılık yapmadan birbirimizi seversek “nefret suçları” da oluşmaz.
Bağnaz bireylerdeki kin ve nefret’den kendimizi korumak adına hepimiz saklanıyoruz ve gizleniyoruz. Nefret Suçlarını ancak toplumun dogmaları ve ön yargılarından kurtulması ile önleriz, ne kadar yasa çıkartılsa az diye düşünüyorum. Dil, din, ırk, cinsel tercih ne olursa olsun farklılıklarımız ile varız, toplum farklılıklara saygı gösterir ve birbirimizi farklı olsak da insan olarak sevmeyi öğrenmeli, öğretmeliyiz. Nefret suçlarının çözümü farklılıklara saygı ve insan sevgisi yolundan geçiyor ve Türk toplumu olarak daha uzun bir yolumuz olduğunu düşünüyorum, hep beraber çok çalışmalıyız.

Benim hikayeme gelirsek, giyinmek benim için bir tutkudur, yaşama biçimidir. Ben böyle mutluyum, giyindiğim’de kendimi mutlu hissediyorum. Hayata bir defa geliyoruz mutlu olmayız, çevremizdeki insanları’da mutsuz etmemeliyiz diye düşünüyorum.

“Nasıl ki kadınlar erkeklerin pantolonunu, kravatını, ayakkabılarını giyip, erkek gibi kısacık saçlarını kestirebiliyorsa bir erkekte bir kadının çorabını, ayakkabısını veya elbisesini giyince neden yadırganıyor ? Bunu yapan bir erkek ille de eşcinsel olmak zorunda mı? ” Yakışıyorsa, rahat ediyorsa en önemlisi kendini mutlu hissediyorsa giymelidir. Her erkek gibi giyinen kadın da eşcinsel değildir, kendisine yakıştığı için veya kendini nasıl mutlu hissediyorsa bende öyle mutlu hissediyorum kendimi.

Her külotlu çorap giyen CrossDress değildir. Çorap, çamaşır giyinip bunu cinsel tatmin veya yatak fantezisi olarak yapanlarda vardır. Buna genel olarak fetiş diyoruz.

Şu anda 40 yaşındayım kendimi bildim bileli içimde hep giyinme arzusu oldu, hatırladığım küçük yaşlarda annemin ayakkabılarını ve çoraplarını giyerdim.
Misafirliğe gittiğimiz evlerde oradaki ayakkabı ve çizmeleri denerdim gizlice. Sonraları kız kardeşimin elbiselerini giydim fırsat buldukça.

Asıl kendimi bulmam, tanımam internet ile tanıştıkdan sonra oldu. Araştırmaya ve okumaya başladım. Ben kimim ve neyim sorgulamaya başladım. Internet sayesinde CD olduğumu öğrendim. Kendimi sorguladım, eşcinsel olmadığımı biliyordum, hiçbir zaman erkeklere ilgim olmadı. Feminen davranışlarım, konuşma tarzım hiç olmadı.

Kadınları ve eşimi daha iyi anladığımı düşünüyorum. Her ne kadar kadınlar anlaşılmaz varlıklardır diye bir söylem olsada aslında kadınların hayatta tek isteklerinin mutlu olmak ve yakınında sadece mutlu oldukları insanlar ile bir arada olmak olduğunu düşünüyorum. Kadınların diğer istekleri mutlu olmak ile bağlantılı yan isteklerdir aslında. İyiki varsınız sizler olmasaydınız bizler zaten olamazdık diyorum bu arada.

Yaklaşık 10 yıldır evliyim, eşimi ilk günkü gibi seviyorum halen, onunda beni aynı şekilde hatta daha fazla sevdiğini düşünüyorum. Bizler kadınları ne kadar seviyorsak, onlar bizi çok daha fazla seviyor. Olayın özü aslında sevgi, iki taraf birbirini gerçekten seviyorsa, birbirinizi insan olarak da seviyorsunuz ve kabul ediyorsunuz. Evlendik’den yaklaşık bir yıl sonra bir gün cesaretimi topladım ve eşime açıldım, darısı herkesin başına. Çok zor olmadı benim için, çünkü benim tek arzum eşim ile mutlu olmak oldu her zaman. Mutluluğu eşim ile evimde aradım. Mutlu olacaksanız her konuda birbirinize açık olmalısınız, gerçek mutluluk açık olmakdan geçiyor. Ayrıca beni o kadar güçlü seven bir eşim varki açılmadan önce veya sonra hiçbir zaman ona olan sevgi ve saygımdan dolayı eşimi aldatmayı düşünmedim.

Beraber internet’den elbiseler alıyoruz, ben ona alıyorum, o bana alıyor. Elbiseler geldiğinde beraber giyiniyoruz. Bir kadının güzel bir elbise giydiğinde ki gözlerinde o ışıltıyı ve mutluluğu hiç gördünüz mü bilmiyorum, eşimin yeni bir elbise alıp giyindiğinde aynaya bakarken işte öyle ışıldıyor gözleri. Benimde giyindiğimde gözlerim aynı şekilde ışıldıyor desem herhalde yeterlidir. Hayatımdaki en mutlu an bana siyah renkli bir gece elbisesini kendi elleriyle giydirdiğinde yaşadığım duygulardır, birbirimize nasıl sıkı sıkıya sarıldığımızı halen sıcak bir şekilde hatırlıyorum.

Sözlerimi LISTAG annelerini sevgiyle kucaklayarak, bağlamak istiyorum, Öyle güçlü bir sevgi ışığınız varki güneş gibi aydınlatıyorsunuz, ışığınız daim olsun.
Bu güçlü sevgi ışığınız ile karanlıkları aydınlatın ve önyargıları temizleyin. Farklılıklara saygı gösterip, birbirimizi insan olarak sevmeyi sizin sevginiz öğretecektir. Türk toplumunun bu konudaki gelişim sürecinde sizin attığınız adımların çok değerli olduğunu düşünüyorum. Sizleri seviyoruz, iyiki varsınız.

Sevgilerimle

LegolasCD

Previous post:

Next post: