Dipnot.tv’den talebimiz

Cüneyt Özdemir ve Dipnot.tv ekibine,

Lambda İstanbul LGBTT(Lezbiyen-Gey-Biseksüel-Travesti ve transseksüel) Dayanışma Derneği/ Medya Komisyonu olarak, son zamanlarda gazete,tv ve haber sitelerinde eşcinsellikle ilgili çıkan haberleri pür dikkat izlemekteyiz. Komisyonumuz fark etmiştir ki, LGBTT ile ilgili haber, makale ve her türlü medya materyali her geçen gün artmaktadır. Lakin LGBTT haberlerinin artmasıyla birlikte, ne yazık ki Türkiye medyasının LGBTT perspektifinin ne kadar yetersiz, ayrımcı dilinin ne kadar gelişmiş olduğunun ve LGBTT merkezli haber kaygısının “ayrımcılığa karşı habercilikten” ne kadar uzak olduğunu büyük bir üzüntüyle izlemekteyiz.  Medya ilişkilerimizde esas aldığımız nokta medyada her türlü ayrımcılığa karşı yeni bir söylem üretmektir. Ayrımcılık ve nefret söylemi karşıtı bir medya dilinin geliştirilmesi noktasında bizlere ne görev düştüğünün tespit edip; elimizden geldiğince, gücümüzün yettiğince bu alanda çalışmaya çabalamaktayız. Şüphesiz, LGBTT bireyleri tanıma ve “normalize” etme noktasında tüm toplum gibi medyanın da eksikliklerinin olduğunu biliyor ve bu eksikliği kapatmak için gazeteci arkadaşlarımızla her daim çalışmaya açık olduğumuzu belirtiyoruz.  Medyanın toplum üzerindeki etkisini göz önünde bulundurduğumuzda, insan hakları merkezli ve ayrımcılığa karşı bir medya dili yaratmak medya mensubu tüm arkadaşlarımızın temel vazifesi olduğunu düşünmekteyiz.

Komisyonumuz, tüm bu kaygılarından ötürü bir süre önce dipnot.tv haber sitesinin makale talebine tüm içtenliğiyle cevap vermiş, ve dipnot.tv için bir röportaj gerçekleştirmişti. Şüphesizdir ki, bu karşılıklı çalışma, dipnot.tv ile ilgili motivasyonumuzu yükseltmişti.

Lakin; 8 Şubat günü dipnot.tv haber sitesinde Esra Elönü tarafından kaleme alınan “eşcinsellerin duası kabul olmaz diye bilir misin?” başlık yazı, dipnot.tv ile LGBTT merkezli haber anlayışı konusunda daha fazla iş birliği yapma gereksinimini gün yüzüne çıkarmıştır.

Yazar, yazısının tümüne işlediği ayrımcı dili bir paragrafında da şöyle tekrarlıyor: “Müslüman gibi görünüp münafık gibi yaşamanın adı eşcinsellikse ben eşcinselleri bu tip adamlardan daha çok seviyorum. En azından tercih ettiklerinin dürüstü olmuşlar ki bir de tercih ettiğinin yalancısı olanlar var. Evet eşcinselliğin hastalık olduğunu düşünenlerdenim.”

Yazar, yazısında münafıklarla eşcinseller arasında bir kıyasa gidip, kendi hayat görüşünü yansıtırken eşcinsel bireylere karşı alenen aşağılayıcı tümceler kullanmış. Aslına bakarsanız, kaleme alınan yazı içerik ve kapsamı bakımından zaten yetersiz olmak ve verilmek istenen mesajı doğrudan verememekle birlikte kendi içerisinde bir çok çelişki içermektedir. Lakin bizlerin takıldığı nokta kaleme alınan yazının, yazarın kendi düşün durumunu bile iyi yansıtamamasından ve yazım beceriksizliğinden öte, yazarın münafık ve eşcinseller arasında yaptığı kıyas ve ayrımcılığı körükleyen tümceleri olmuştur.

Sansür ve Düşünce Özgürlüğü

Yazının yayımlanmasın akabinde çalışma arkadaşımızın bize bildirmesi sonucunda, dipnot.tv Genel Yayın Yönetmeni Cihan Yavuz’la görüştük. Kendisine, yayımlanan yazının içindeki ifadelerin, eşcinsellere karşı nefreti körüklediğini; yazarın kendi hayat görüşüne göre münafık diye nitelendirdiği bireylerle eşcinselleri kıyaslanmasının, kurduğu eşitsizliği açıkça gösterdiğini belirttik. Eşcinselliğin hastalık olduğunun söylenmesinin hiçbir bilimsel yanı olmadığını, dilimize pelesenk olmuş olmasına rağmen Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Psikologlar Birliği ve Türk Tabipler Birliği açıklamalarını hatırlattık. Lakin Yavuz, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın “eşcinsellik hastalıktır” açıklamasını örnek vermekle yetinip ‘düşünce özgürlüğü’ kapsamında değerlendirdiklerini, yazıya bir ‘sansür’ uygulamayacaklarını belirtti. İşte tam bu noktada fark ettik ki, Bakan Kavaf’ın somut etkileri medyamızı da ulaşmıştı.

Yazarın, eşcinsel bireylere yönelik sarf ettiği ayrımcılığı körükleyen cümlelerinin sokaktaki karşılığı, hali hazırda, yaşamının her alanında ayrımcılığa uğrayan, taciz edilen hatta öldürülen bireylerin bu ve envai çeşit nefret mekanizmalarına daha çok maruz kalmasına sebebiyet verecektir. Komisyonumuz, ayrımcılığı körükleyen ve toplumdaki kişi ve grupları ötekileştiren tüm haber ve makalelerin editoryal bir şekilde değiştirilmesini ve gerekiyorsa kaldırılmasını gerekli görür. Sansür dediğimiz kavram, ayrımcılık ve nefreti kapsayan bir kavram değildir. Buradaki durum, ‘ ayrımcılık ve nefrete karşı bir tutumdur’. Medyada düşünce özgürlüğü, ayrımcılık ve nefretten ne kadar arınmışsa o kadar vücut bulur.

Bu bağlamda, dipnot.tv imtiyaz sahibi gazeteci Cüneyt Özdemir ve dipnot.tv ekibinden talebimiz nefreti körükleyen bu yazının yayından kaldırılmasıdır.

Son tahlilde, medyada gün geçtikçe artan LGBTT haberlerinin, insan hakları odaklı olmaktan ziyade magazin tadında ve tartışma yaratma gayesiyle verilip ‘tiraj’ ve ‘tıklanma’ üzerine kurgulanması bizleri ziyadesiyle endişelendirmektedir.  Ayrımcı ve nefretten arınmış, insan ve vicdan merkezli bir medya için, derneğimizin ve dolayısıyla komisyonumuzun kapılarının tüm medya mensuplarına her daim açık olduğunu tekrar hatırlatırız.

Saygı ve sevgilerimizle,

Lambda İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği

Medya Komisyonu Adına

Ardıl Bayram Şahin

medya@lambdaistanbul.org

8 Şubat 2011

İlgili yazıyı okumak için tıklayınız.

Previous post:

Next post: