O Küfürler Sadece Küfür Değil

Not: Bu yazı aslında şu bağlantıdaki tartışmalara istinaden cevap olarak yazılmıştır. https://www.facebook.com/groups/383545901766828/423609181093833/?notif_t=group_comment_reply

Gezi direnişinin hiçbir işe yaramadıysa en azından, “ya bu insanlar bir eleştiri yapıyorlar, bir şeyler söylüyorlar, acaba ne demek istiyorlar?” diye bir zihin açıklığını getirmesini ummuştum. Hayal kırıklıkları olsa da hala da umuyorum. Ama sizin anlamadığınız, o hoyratça girip çıktığınız am’ların, soktuğunuz götlerin, orospuların, ibnelerin, sizin ayağınıza gaz ya da ses bombası düştüğünde deşarj olmak için kullandığınız tüm bu küfürlerin, birileri için hayat memat meselesi olduğu. Ne bu küfürler ne de bu dil ağızlarımıza uzay boşluğundan düşmedi. Size bu küfürleri bu kadar rahatça etme fırsatı veren toplumun, küfürlerinizde girdiğiniz çıktığınız insanları her gün nasıl bir şiddete maruz bıraktığını çok iyi biliyoruz ve hatta yaşıyoruz. O yüzden o küfürler sadece küfür değil.

Hala kimileriniz, “çok hassassınız, amma incesiniz, kırılgansınız” gibi ifadelerle bu dile itiraz edenleri güya kendinizce aşağılamaya çalışıyorsunuz. Evet, hassasız arkadaş! Hassasız çünkü şeytan ayrıntılarda gizlidir ve bu ayrıntılar ibnelerin, kadınların, orospuların en hafifinden ağzına sıçıyorken çoğu zaman da öldürüyor. Çünkü dil, sizin zannettiğiniz kadar basit değil. Ne barikatlar ne de sıcak çatışma, eğer dil ve zihin değişmiyorsa bir adım ileri gidemez. Üstelik dil o kadar masum da değil.

Bir de yine karşı argüman olarak sürekli can havlinden, hayatta kalmaya çalışılırken küfürlere takılmanın saçmalığından bahsediliyor. Bütün bu yorumları yapan arkadaşlar, size sormak istiyorum, gece sokakta olmak üzerine düşündünüz mü hiç? Ya da sokakta sevgilinize sarılmak için bir durup düşündüğünüz, etrafı kolaçan ettiğiniz oldu mu hiç? Hakikaten soruyorum. Ben size hayatta kalmayı anlatayım, üstelik teorik falan değil, bir kadın ve eşcinsel olarak bizzat yaşadıklarımdan yola çıkarak. Can havli allahın her günü bugün de eve sağ salim gelebildim demektir. Farklı zamanlarda ve mekanlarda hayatta kalabilmenin bin bir yolunu düşünmektir. Sevgiline sarılabilmek için 360 derece etrafı kolaçan etmek, sana zarar verecek birileri olur mu diye kestirmeye çalışmaktır. Bunun üzerine aşağılanmaları, tacizleri, tecavüzleri ve cinayetleri de ekleyin. Bazen sadece orada olduğunuz için, sadece o anda orada olduğunuz için başınıza gelenleri de ekleyin. Alın size hayatta kalmak. Üstelik bu hayatta kalma çabasında ne önümüzde cayır cayır yanan barikatlar, ne de başımıza bir şey geldiğinde bizi kollayacak yüzlerce insan var. Hatta çoğunlukla bizi suçlamak için bekleyen koca bir toplum var. O yüzden, evet hassasız.

Bakın, mesela ben ne kadar istediysem de (yalan yok), derdimi anlatabilmek için sizin varlığınızı aşağılamadım, incitmedim. Çünkü bana yapılanın ne olduğunu ve hayatımı nasıl etkilediğini biliyorum. Ve ben barikatın direnen tarafındayım çünkü bana yapılan şeylerin ne bana ne de başkasına yapılmasını istemiyorum. Aslında istediğim bu kadar basit. Ve burada “biz nelerle uğraşıyoruz, siz yok küfür yok bilmem ne” diyen arkadaşlar gibi haksızlıklar arasında hiyerarşi de yapmıyorum. Onca savaş, cinayetler, ekonomik kriz bilmem ne varken ağaçların peşine düşen insanlarla başladı bu direniş. Çünkü o ağaçları kesen zihniyetin yaşadığımız bütün haksızlıkların temeli olduğunu anladığımız gibi bu dilin ve bu zihniyetin de bazı insanların doğduğu günden beri hayatlarını zehir ettiğini anlamamız gerekiyor. Böyle bir hiyerarşi kuramayız, çünkü bunların hepsi birbirine göbekten bağlı. O yüzden, belki de bazen bu inceliklere takılmak lazım, ne dersiniz?

Çok uzattım ama son olarak, burada beni hayal kırıklığına uğratan, kendimi güvensiz hissettiren zihniyet beni ne barikatlardan ne de direnişten koparır. Sizin gibi direnişi barikatın önünde gaz yemek olarak algılamasam da, bundan vazgeçmem. Ama barikatın önünde beni öldürmek için saldıran polisle mücadele ederken arkasında kimlere güvenebileceğimi de bu tartışmalarla anlamış olurum.

Not: Bu süreçte tanıştığım, “ya ben şimdiye kadar hiç dinlememiştim, siz ne anlatmak istiyorsunuz?” diye dönüp dinlemeye başlayan ve karşılıklı dönüştüğümüz yüzlerce insan var. Bu insanların varlığı ile direniş benim için hala umut verici. Ve bu süreçte öldürülen yoldaşlarımızın, arkadaşlarımızın anısı da bu nedenle, benim için bir slogandan öte anlamlı ve sahip çıkılası.

Özlem Çolak

Previous post:

Next post: